OBSESYON (Takıntı, Saplantı, “Vesvese”)

OBSESYON

(Takıntı, Saplantı, Vesvese)

TANIM VE ÖZELLİKLER

İrade (istem) dışı gelen, kişiyi rahatsız eden, istemli bir çabayla zihinden uzaklaştırılamayan, benliğe yabancı düşünceler, dürtüler ya da hayallerdir.

Her insanın zihninde zaman zaman huzursuz edici, kabullenemediği, aykırı düşüncelerin belirmesi mümkündür; bunların yoğunluğu ve sürekliliği günlük hayatı, içsel huzuru bozacak bir boyut kazanırsa anormal (patolojik) kabul edilir.

Obsesyonlardan kaynaklanan yoğun sıkıntı ve huzursuzluğu önlemek/azaltmak ya da ortadan kaldırmak amacıyla yapılan tekrarlı davranış ve zihinsel eylemlere de kompülsiyon denir.

Toplumda her 100 kişiden 2-3’ünde patolojik boyuta ulaşmış obsesyonlar ve kompülsiyonlar görülür.

Sık görülen obsesyonlar şunlardır:

a- Şüphe obsesyonları: Kişinin bir eylemi yapıp yapmadığı konusunda tereddütlerinin olması, örneğin, “kapıyı kilitledim mi kilitlemedim mi”, “ocağı kapattım mı”, ya da “bir kimseye farkında olmadan zarar verdim mi ?” vb..

b- Bulaşma ve temizlik obsesyonları: Kişinin bedenine ve giysilerine kir, mikrop, toz, kimyasal madde, deterjan, idrar, gaita ve diğer istenmedik salgıların bulaşmasıyla ilgili saplantıları.

c- Düzen ve simetri obsesyonları: Eşyaların katı bir düzen / simetri içinde yerleştirilmeleri gerektiği saplantısı.

d. Dini obsesyonlar: Kişinin dini inanç ve düşüncelerine zıt olan düşüncelere kapılması. Allah’a , Kitap’a, Peygamber’e, başka kutsal nesnelere küfretme, inkar etme kaygıları vb.

e-Saldırganlık obsesyonları: Elinde olmaksızın, sevdiklerine / yakınındakilere saldıracağı, çocuğunu/yanındakini yüksekten iteceği, başkalarına zarar vereceği düşünceleri.

f-Cinsel obsesyonlar: Kişinin karakterine, yaşına, toplumdaki yerine asla yakıştıramadığı cinsel davranışlar sergileyeceği kaygısı, kutsal  ya da saygın vb  kimselere dair cinsel içerikli düşünceler/ hayaller söz konusudur .

g-Batıl inançlar, uğurlu, uğursuz sayılar ve renkler: Kişinin kültürel değerlerinden farklı olan kendine has bazı inanışları, davranışları, uğurlu ya da uğursuz saydığı sayı, gün ve renklerinin olması. Belki de fala, yıldızlara, rastlantılara, dış benzerliklere olağanüstü önem verme obsesyonel arkaplanla ilgilidir.

Fizyopatolojik mekanizma

Genetik etkenlerin, beynin çalışma biçimini etkileyen biyokimyasal (serotonin, dopamin..) sinirsel ileticilerin, beyindeki yapısal ve işlevsel bozuklukların, travmatik yaşam olaylarının obsesyonlarda önemli rolü olduğu bilinmektedir.

Obesif kompülsif bozukluk bulunan bireylerde, aşırı ve abartılı bir sorumluluk duygusu, zihne uğrayan her düşünceye aşırı önem verme, rahatsız edici düşünceleri yok etmeye çalışıp durma, tam, kesin ve mükemmel çözümler arama gibi düşünsel hataların hakim olduğunu söyleyebiliriz.

Kişi, rahatsız edici zihinsel takıntısıyla baş edebilmek veya onlardan kurtulmak amacıyla yoğun el yıkama, sayı sayma, tekrarlama, tövbe/dualara başvurma gibi davranışlar sergileyebilir ki bu gibi davranışlara da kompülsiyon adı verilir.

Semptomun tanınmasında sık yapılan hatalar

Obsesyon, ciddi bir zihinsel sistemlilik gösterdiği için özenlilik , düzenlilik, titizlik ile benzeşir ve durumun ne denli normal ya da patolojik olduğu anlaşılamayabilir. Çoğu zaman hastalar da “ ben aşırı düzenli değilim, sizler dağınıksınız”, “ben aşırı temizlikçi değilim, siz pasaklısınız” diyerek hastalığını inkar etme/kabullenmeme yolunu seçebilir. Belirtilerin patolojik sayılması için en önemli ölçü bunların günlük yaşamı belirgin ölçüde etkiliyor olmasıdır: günlük en az 1 saatini alır veya kişiyi belirgin şekilde huzursuz eder, işlevselliğini ya da başkalarıyla ilişkilerini ciddi ölçüde bozar…

AYIRICI TANI

Yaygın anksiyete bozukluğu: Temel özelliği gündelik, rutin olaylar hakkında duyulan aşırı kaygı ve kuruntululuktur.

Biriktiricilik:  Bu bireyler sahip olduklarını elden çıkartmakta ya da onlarla ilişkisini kesmede güçlük yaşar.

Hastalık kaygısı bozukluğu (Hipokondriyazis) : Bu bireyler bedensel bir hastalıkları olduğunu düşünür, sık sık bunları danışır, araştırır dururlar.

Beden algısı bozukluğunda, özellikle bedenin görünen yerleri olmak üzere dış görünümde kusur olduğuna dair yoğun bir zihinsel uğraşı söz konusudur.

Sanrısal bozukluk: Düşüncenin, takıntının çok ötesinde bir sanrı (kesin inanç) halini aldığı durumdur.

Yukarıdaki hastalıkların hiçbirinin ana unsuru, obsesif kompülsif bozukluktaki gibi kendini huzursuz etmesine rağmen zihninden uzaklaştıramadığı düşünceler değildir.

Ayırıcı tanıdaki temel yaklaşım, obsesyonun istem (irade) dışı oluşması, kişiyi rahatsız-huzursuz etmesi, zihinden uzaklaştırmak için yoğun ve yorucu bir çaba gösterilmesi, istemli bir çabayla uzaklaştırılamayışı ve kişiye yabancı olmasıdır.

Diğer saydığımız hastalıkların belirtilerinde bu özellikler bulunmaz; ne var ki zaman zaman o hastalıklarla aynı anda obsesif kompülsif bozukluk da bulunabilir, bu durumda her iki tanı birden konur.

Ayırıcı tanıda hastanın yakından ve sık aralıklarla izlenmesi, soy geçmişi, hangi tedaviye olumlu yanıt verdiği hususları da önem taşır.

Yine obsesyon durumlarında, alt tip belirleyici olarak, kişi sorununun kesinlikle (ya da muhtemelen) hastalıktan kaynaklandığını ayırt edebiliyorsa buna iç görüsü iyi ya da oldukça iyi, bunların hastalık değil de daha muhtemelen gerçek olduğunu düşünüyorsa bunlara iç görüsü kötü, kişi bu düşüncelerin doğruluğuna kesin olarak inanıyorsa iç görüsü yok / sanrısal inanışlar denir. Bu sonuncusunu sanrısal bozukluklardan ayırd etmek de hekimi zorlayabilir.

TEDAVİ-SEVK

Öncelikle danışanın ayrıntılı değerlendirilmesi, sorununun yeterince tartışılması gerekir.

Başlıca tedavi yöntemleri antiobsesyonel ilaç ve bilişsel davranışsal tedavilerdir.

Obsesyon acil bir tıbbi durum olmamakla beraber danışanların yıllarca bu tür düşüncelerini utanç ve suçluluk nedeniyle kendilerine sakladıkları, tedaviye yanaşmadıkları, gitgide tahammül edemez hale geldikleri, depresyon ve intihar düşünceleri geliştirebildikleri unutulmamalıdır.

ÖRNEK OLGU

Başvuru bilgileri (yaş, cinsiyet, semptom, bulgu, vb)

23 yaşında, erkek, tıp fakültesi öğrencisi. Aracıyla yolda giderken sık sık birilerini ezip ezmediği kuşkusuna kapıldığı, trafik koşulları uygunsa aracını yol kenarlarına çekip inerek geçtiği yerleri kontrol ettiği ve sürekli kontrollerden dolayı işine geç kaldığı, hayatının çekilmez hale geldiği yakınmalarıyla baş vurmuştur.

Ayırıcı tanıda öncelikle durumun normal endişelenme sınırları içinde olup olmadığı değerlendirilmelidir. Yakınmaların inatçılığı yanında hastanın hayatını belirgin biçimde bozuyor olması bunların normal sayılamayacağı anlamına gelir.                                        Yine basmakalıp davranış bozukluğu, yaygın anksiyete bozukluğu, sanrısal bozukluk ve diğer kaygı bozuklukları ayırıcı tanıda dikkate alınmalıdır.

Danışanın kendi kararıyla polikliniğe başvurması ve yardım talep etmesi, psikotik (sanrısal, hezeyani) boyutta bir hastalığının olmadığını düşündürmelidir.

Danışanımızın yeterli iç görüsü olması ve yardım arama çabası nedeniyle semptomun sanrısal boyutta olmadığı saptandı; kişinin davranışı tik bozukluğundaki gibi amaçsız ve basmakalıp değil amaçlı bir davranış olarak değerlendirildi. Anılan davranışların yaygın kaygı bozukluğunun veya diğer kaygı bozukluklarının özelliklerini taşımadığı görüldüğü için obsesif kompülsif bozukluk tanısı düşünüldü.

Kalan tanıları dışlayabilmek için sorular

-Eskise bile atamadığınız, elden çıkaramadığınız, çevrenizdekileri ya da hayatınızı rahatsız edecek denli birikmiş eşyalarınız var mı?

-Bedensel bir hastalığınız ya da dış görünümünüzde kusur ya da özür olduğu düşüncesiyle sık sık hekimlere baş vurur musunuz?   -Kokain vb bir uyuşturucu/uyarıcı madde alışkanlığınız var mı?

Öyküsünde danışan esasen 4-5 yıldır aynı yakınmalarının daha hafif düzeyde olduğunu, uzun süre doktora gitmekten kaçındığını ifade etmiştir. Son iki yıldır huzursuzluğunun yoğunlaştığını ancak hekime başvurmadığını, herhangi bir ilaç kulanımı olmadığını belirtmektedir.

.                                                                    

Danışan hakkında bilgiler:

Danışan genel olarak özenli, titiz biri olmakla birlikte yıllardır normal dışı bir hal almış yakınmalarına rağmen uzun süre tedavisiz kalmıştır. Özellikle birilerine zarar vermiş olabileceği endişesi hayatını çekilmez hale getirmiştir. Bu şikayetlerle baş etmek için çoğu zaman aracını kullanmayıp, toplu taşıma araçlarını tercih eder olmuş, işindeki başarısı düşmüştür.

Geri bildirim ve değerlendirme:

Obsesyonel düşünceler, kültürel öğelerle de iç içe ilişkileri nedeniyle kişinin bir hastalık işareti olduğunu bilmeden yıllarca, bazen yaşam boyu kendine sakladığı, yardım aramayı bilemediği, bazen hekim dışı cinci-muskacı-okuyucu diye nitelenen şahıslara başvurarak istismara maruz kaldığı durumlardır.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                               Danışana mümkün olduğunca sade bir tedavi planı yapılıp, anlayacağı biçimde eksiksizce açıklanmalıdır. Özellikle bu tür takıntıların dini -metafizik  anlamda bir vesvese hali olmayıp, beynin işleyişi ve kimyası yanında genetikle de yakın ilişkisi olduğu vurgulanmalıdır.

5-KAYNAKLAR

DSM-5 Tanı Ölçütleri. Başvuru Elkitabı. Amerikan Psikiyatri Birliği. Çev. Ertuğrul Köroğlu. Hekimler Yayın Birliği. 2014, Ankara

Anksiyete Bozukluları,Ed: Raşit Tükel, Tunç Alkın, TPD yayınları, Ankara, 2006.

Danışanlara önemli not:

Obsesyon (takıntı) ile dini anlamdaki vesvese aynı şeyler değildir:

Çoğu insan obsesyonunu yıllarca ve utançla saklayıp, “cinci/muskacı/okuyucu” denen kimselerin istismarına maruz kalmaktadırlar; bilmezler ki onlar da kendi hastalıkları için psikiyatriye gidip kendilerine yazılan ilaçları, “özel olarak hazırladım” vs. diyerek hastalara satmaktadırlar.
Dini anlamda vesvese ise obsesyon hastalığını değil çıkarcılık, zevkçilik vb. eğilimlerimizi şeytanın veya nefsin kışkırtmasını anlatır. “.. İnsanı biz yarattık ve nefsinin ona nasıl vesveseler verdiğini biliyoruz.” (Kâf, 50/16) “Şeytan Âdem’e vesvese verdi.”(A’raf, 7/20).
Oysa obsesyonlar eğilimlerimiz /arzularımız yönünde değil aksine onlara zıt biçimde, aykırı/ çirkin/ yabancı/ bıktırıcı addedilen davranışları yapma endişesidir. Örneğin sokakta soyunmak, yanındakini yüksekten itmek, kutsal varlıklara sövmek gibi takıntılar bu türdendir.
Yine kimse saatlerce abdestle, banyoyla uğraşmak, ocağı defalarca kontrol edip durmak, her eşyaya milimetrik nizam vermekle zamanını hatta ömrünü geçirmek istemez; bütün bunları yapmakta bir zevk alma niyeti bulunamaz.
Obsesyonel takıntıların ilaç tedavisiyle ciddi ölçüde tedavi ediliyor olması, bu sorunun cin/nefs/şeytanla ilgili olmayıp, beyin işleyişi ve kimyasıyla ilişkili olduğunu göstermektedir.
Ne var ki uzak geçmişte tıbben elde yeterli veri/bilgi olmadığı için vesvese ile obsesyon birbirinin yerine ya da içiçe yorumlanmıştır. Hala ruh sağlığı uzmanları obsesyonu anlatmak için halkın kullandığı vesvese terimine başvurmak zorunda kalmaktadır ve bu da kavram kargaşasını artırmaktadır.
Obsesyon, depresyon, hezeyan, mani, şizofreni gibi hastalıklara hemen her kültürde, bazen devlet katında mistik/metafizik anlamlar yüklenmiştir; her 1-2 aileden birinde bulunan bu hastalar bugün bile büyücü/ muskacı vd ellere havale edilerek trajik sonlara mahkum edilmemelidir.
Kesesi cübbesinden büyük olan sözde manevi (!) iyileştiriciler, “ doktorlar zaten inançsız” deyip sorunu bir inanç sorununa döndürerek insanların  temiz inancını kötüye kullanmakta, hak etmedikleri bir çıkar uğruna kendileri şeytana uymaktadırlar.
Oysa hekimler “cin yoktur” demez, “bu hastalık da aynen tansiyon hastalığı gibidir, cinlerle/ büyüyle ilgisi yoktur” derler. Ben böylesi danışanlarıma “ sizin duanız, o tür kendi kendini hoca(!) ilan edenlerin  duasından çok daha değerlidir, duanızı kendiniz yapınız” tavsiyesinde bulunuyorum.
Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu: Sihir veya büyü, el çabukluğuyla, göz boyama ve yaldızlı sözlerle gerçekleştirilen hile ve aldatma işleridir. Bazı müslüman bilginler, bir aldatmaca ve safsata olduğu gerekçesi ile büyünün gerçekliğini reddetmişlerdir.

OBSESYON (Takıntı, Saplantı, “Vesvese”)” üzerine 18 düşünce

  • 6 Ocak 2020 tarihinde, saat 22:12
    Kalıcı bağlantı

    Meraba kizim.13 yasinda 5 yil once kas ve kirpiginin dokuldugunu sanip her turlu tedaviyi uyguladik sonuc alamadik 5 once 17 yasında oglum vardi trafik kazasinda onu kaybettik ardindan bana kas ve kirpiklerde dokulme olmadini kendisinin aldigini soyledi yardimci olursaniz cok seviniriz

    Yanıtla
    • 7 Mart 2020 tarihinde, saat 21:33
      Kalıcı bağlantı

      Merhaba, Kızınızın Kıl yolma sorunu olduğu anlaşılıyor. En yakın psikiyatri uzmanına götürebilirsiniz

      Yanıtla
      • 12 Ocak 2021 tarihinde, saat 00:26
        Kalıcı bağlantı

        Merhabalar benim aklıma sürekli istemediğim düşünceler geliyo ne kadar atmak istesemde bu düşünceleri daha çok batıyorum öyle bi hale getirdiki beni bu düşünceler çok garip hissediyorum kendimi biliyorum saçma gelicek belki ama içimdeki ses ne diyosa öyle hissettirmemi sağlıyo şöyle olacaksın böyle olacaksın diyo ve sanki oluyo ama olan bisey yok biliyorum kafayı yemek üzereyim nolur yardm edin

        Yanıtla
      • 11 Ocak 2021 tarihinde, saat 15:15
        Kalıcı bağlantı

        Hocam merhaba a§iri evham.panik kaygiliyim hergun diken ustundeyim gozuma hafif dal degdi gecen acaba körmu olcam diye kafayi yicemmm yardim.ederseniz sevinirim,

        Yanıtla
        • 3 Mart 2021 tarihinde, saat 22:23
          Kalıcı bağlantı

          Bu tür sorunlar için en yakın ve uygun bir ruh sağlığı uzmanına gitmenizi öneririm

          Yanıtla
      • 18 Mart 2021 tarihinde, saat 02:03
        Kalıcı bağlantı

        Hocam iyi günler bende aşırı şehvet oluyor en küçük şeye bile bu düşüncelerden kendimi alamıyorum . Bu ne demek oluyor ne yapmam gerek son bir yıldır bu bende var

        Yanıtla
    • 19 Mart 2021 tarihinde, saat 22:20
      Kalıcı bağlantı

      Merhabalar benim aklıma hep dini inkar allahı inkar dini anlamda bütün herşeye zıt düşünme kendim düşünüyormuş gibi otomatik gelen düşünceler içimden sürekli tövbe ediyorum bu durum obsesyonmusur

      Yanıtla
  • 5 Şubat 2021 tarihinde, saat 22:20
    Kalıcı bağlantı

    Evet ben 22 yaşındayım ve başımdan geçen bir olaydan sonra hayatım mahvoldu tahliller karıştığı için doktor bana hamilesin demişti ondan sonra herşeyden korkmaya başladım bir yerim ağrısa bişi olacak sanıodum önceden namazımı titizlikle kılıodum duaları okuduğumda huzur buluyordum ama şimdi aynı yukarda yazılanlar gibi dine küfretme gibi şeyler, birine, kendine zarar verme korkusu, büyük konuşup başıma kötü bişiler gelecek sanma ve bu durum hat safaya ulaştı dilimden duayı bırakmıyorum namazımı kılıyorum ama huşu içinde kılamıyorum duamın bile kalbimle ettiğimden bile şüphem var ve kimseye bişi anlatmıyorum kendi içimde yaşıyorum Sürekli ben bir müslümanım bunlar vesvese diyorum bana yardımcı olabilecek varmı ben korkuyorum hak yolundan ayrılacağım die Allah esirgesin

    Yanıtla
    • 3 Mart 2021 tarihinde, saat 22:25
      Kalıcı bağlantı

      Yakınınızdaki bir ruh sağlığı uzmanına gitmenizi öneririm

      Yanıtla
    • 3 Mart 2021 tarihinde, saat 22:20
      Kalıcı bağlantı

      Merhaba,
      Gerçekliğin abartılmış , çarpıptılmış şekli diyebiliriz

      Yanıtla
      • 6 Mart 2021 tarihinde, saat 15:20
        Kalıcı bağlantı

        Merhabalar hocam.benim görümcem anlattiklarinizla anladigim kadariyla obsesis.tam bir vesvese durumu.surekli cesme acik mi kapali mi kontrol eder ocagi kapatti mi diye evden cikar yine bakar.banyo 6 ayda bir kez yapip 5-6 saat o banyoda kalir.camasirlarini astiginda biri dokinacak diye balkonu kitleyip suphe ederese yine yikiyor.bulasiklarini camasirlarini haftalarca biriktiriyor yikayamiyor.baskasinin evinde yiyip icemiyor.durumu cok vahim 15 senedir ilgilensekte daha kotuye gidiyor.muskscilara hocalara gidiyor cin var buyu var deyip doktoru istemiyor.bir kez denedik doktoru ilaclari da icmiyor.hangi doktora hangi bölume nasil goturmeliyiz.tesekkur ediyorum hocam

        Yanıtla
        • 7 Mart 2021 tarihinde, saat 21:39
          Kalıcı bağlantı

          Psikiyatri uzmanına, ikna ederek, durumu ile ilgili
          bilimsel yazıları göstererek götürebilirsiniz. Geçmiş olsun

          Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir