OBSESYON (Takıntı, Saplantı, “Vesvese”)

OBSESYON

(Takıntı, Saplantı, Vesvese)

TANIM VE ÖZELLİKLER

İrade (istem) dışı gelen, kişiyi rahatsız eden, istemli bir çabayla zihinden uzaklaştırılamayan, benliğe yabancı düşünceler, dürtüler ya da hayallerdir.

Her insanın zihninde zaman zaman huzursuz edici, kabullenemediği, aykırı düşüncelerin belirmesi mümkündür; bunların yoğunluğu ve sürekliliği günlük hayatı, içsel huzuru bozacak bir boyut kazanırsa anormal (patolojik) kabul edilir.

Obsesyonlardan kaynaklanan yoğun sıkıntı ve huzursuzluğu önlemek/azaltmak ya da ortadan kaldırmak amacıyla yapılan tekrarlı davranış ve zihinsel eylemlere de kompülsiyon denir.

Toplumda her 100 kişiden 2-3’ünde patolojik boyuta ulaşmış obsesyonlar ve kompülsiyonlar görülür. Daha Fazlasını Oku

Şizofreni

     Şizofreni, genç yaşta başlayan, kişinin çevresiyle ilişkilerinden ve gerçeklerden uzaklaşarak kendine has bir içe kapanma             aleminde yaşadığı, düşünce, duygulanım ve davranışlarda önemli sorunların görüldüğü bir ruhsal bozukluktur.

— Yaygınlığı

—İnsidans, farklı çalışmalarda % 0.11 ile 0.70 arasında değişmektedir.

—Nokta yaygınlığı: Herhangi bir zamanda şizofrenisi olan kişilerin genel toplumdaki oranı.  % 0.21 ile 0.7 arasındadır.

—Kadınlarda daha geç başlar, hastalığın seyri daha iyi bir gidiş gösterir.

—Şizofreni her toplumda ve her türlü sosyo-ekonomik kesimde görülebilmektedir. Daha Fazlasını Oku

Kronik depresyon

        Kronik depresyon

               (Distimi)

Bu bozukluk, aynı zamanda depresif huy, subaffektif bozukluk, minör depresyon, kronik karakterolojik depresyon, depresif kişilik, depresif mizaç gibi isimlerle de anılmıştır.

Kronik depresyon, kişinin alışılagelmiş benliğinin bir parçası olarak yaşanan, uzun süreli, dalgalı ve düşük yoğunluklu bir depresyon hali olarak tanımlanabilir.

Kronik depresyon durumları günümüzde ruh sağlığı uzmanları tarafından görülen hastaların önemli bir kısmını oluştururlar.

Bu ve benzeri hastalık/sağlık sınırının netleşmediği durumlar, uzmanları bir meydan okuma ile karşı karşıya bırakmaktadır: kişilik patolojileri ile iç içe geçmiş ya da onlardan köken alan, tedaviye hatta tanıya dirençli ruhsal sorunlar…

Daha Fazlasını Oku

ANKSİYETE BOZUKLUKLARI. Nörobiyoloji

   Anksiyete, kaygı, endişe, bunaltı, evham aynı anlamlarda kullanılan kelimelerdir.

—Kaygı insani durumun doğal bir parçasıdır ve tehlike tarafından harekete geçirilen biyolojik uyarı sistemi olarak görev yapar. —Düşük düzeyde anksiyete, olumsuz koşullarla başa çıkmak için yararlıdır; fakat yüksek anksiyete düzeyi , kişiyi zayıflatır ve günlük etkinliklerini bozabilir.

Danışanlar bunu “sıkıntı”, ”daraltı”, “bunaltı” basması, “tıkanıyorum”, “bunalıyorum”,  “boğulacak gibi oluyorum”., “telefon ya da kapı çalsa çok heyecanlanıyorum ve kalbim hızla çarpmaya  başlıyor. Çocuklarımın ya da yakınlarımın başına kötü bir şey gelebileceği düşüncesi ile çok endişeleniyorum” gibi cümlelerle anlatırlar.

—Anksiyete bedensel belirtilerin de eşlik ettiği sıkıntı verici bir duygudur.

—Anksiyete, kayıplardan, düşünsel çarpıtma veya yoğunlaşmalardan ya da iç ruhsal çatışmalardan kaynaklanabilir.— İçsel dürtüler ve çevresel zorlanma ve talepler ya da değer sistemleri arasındaki çatışma da kaygıya yol açabilir.

—Depresyondan farklı olarak, anksiyete tehdide karşı gelişen bir tepki olup, geleceğe yöneliktir. Bu tehdit, bir tehlike, destekten yoksun olma veya bilinmeyen bir şey olabilir. Depresyonda ise yitirilene karşı, geçmişe dönük bir tepki söz konusudur.

—Normal koşullarda anksiyete, kişiyi koruma mekanizması biçiminde ortaya çıkar. Daha Fazlasını Oku

BİPOLAR BOZUKLUK

          BİPOLAR BOZUKLUK

(bipolar hastalık, iki uçlu duygudurum bozukluğu, bipolar afektif bozukluk, manik depresif bozukluk, manik depresyon, manik atak)

Dünya sağlık örgütüne göre bipolar bozukluk, en önemli toplum sağlığı sorunları sıralamasında 6. sıradadır. Çünkü hızla tedavi edilmezse potansiyel olarak pek çok kayba yol açabilecek bir hastalıktır.  Başlangıç yaşı eğitimin ve uzun vadeli ilişkilerin düzenlendiği geç ergenlik/erken erişkinlik dönemine rastlar.

•Doğrudan ve dolaylı maddi kayıplar hesaplanamaz boyuta ulaşabilir.

•İşgücü kaybı,

•Sosyal kayıplar…ve suisid riski…

•Suisid (intihar) riskinin en yüksek olduğu dönem depresyon dönemidir.

Bipolar bozukluk deyince yaygın olarak manik nöbet akla gelse de bu hastalığın arka planda asıl baskın unsuru depresyondur.

  Daha Fazlasını Oku

SOSYAL KAYGI BOZUKLUĞU (SOSYAL FOBİ)

Utancın insan duygularının en gizlisi ve en yoğunu olduğu söylenebilir. Araştırmalar toplum önünde konuşmanın en büyük korkumuz olduğunu ortaya koymuştur.
Orta derecede bir sosyal kaygı, fertleri sosyal durumlara hazırlayıcı olacağı için yararlıdır. Sosyal kaygı bozukluğu, kronik bir bozukluktur, ortalama süre 20 yıla kadar çıkar.
Depresyon ve alkol bağımlılığından sonra üçüncü en yaygın ruhsal hastalıktır.
ABD’de yaşam boyu yaygınlığı erkeklerde %11, kadınlarda % 15.5 olarak bulunmuştur, ülkemizde de benzer oranlardan söz edilebilir.
Başlama yaşı ortalama l5’dir. 25 yaşından sonra başlama nadirdir ancak hekime başvurma yaşı 30’lu yaşlardır.
Başka anksiyete bozuklukları ile bir arada bulunması %36 gibi yüksek bir orandadır.

Daha Fazlasını Oku

Beden Algısı Bozukluğu (Vücut dismorfik bozukluğu) : Hayali çirkinlik hastalığı

Beden Algısı Bozukluğu (BAB) ya da Vücut dismorfik bozukluğu (VDB), temel olarak bireyin görünümündeki hayali ya da önemsiz kusur(lar)la yoğun zihinsel uğraşısıdır. Bu zihinsel uğraşı, kişide ciddi huzursuzluğa ve günlük iş ve insan ilişkilerinde bozulmaya yol açar.

NEDENSEL ETKENLER

Bir kişinin fizik görünümü ile ilgili hoşnutsuzluğunun başlıca nedenleri düşük benlik saygısı, depresyon, yeme bozuklukları ve obezite olarak sayılabilir.

Bu konudaki hastalıklı takıntıyı ifade eden BAB’nin nedenleri ise genetik-nörobiyolojik, gelişimsel, psikolojik ve sosyal olmak üzere çok boyutludur

BAB’yi obsesif-kompulsif yelpaze içinde değerlendiren kimi yazarlar, düşük serotonerjik işlev ve kaudat çekirdek asimetrisi bildirmektedirler.

Düşük benlik saygısı ve erken çocukluk travmalarının hastalığın nedeni olabileceği düşünülmektedir.

Özellikle batı kültüründeki popüler vücut imgesi, anoreksiya nevroza ve BAB’yi bir ölçüde kültüre bağlı sendromlar haline getirmektedir.

Televizyon, gazete ve reklam panolarında gördüğümüz ideal kadın tipi incelik ve iri göğüslü (meta kadın), ideal erkek tipi ise yağsız ve kaslı (meta erkek) görünümdedir.

BAB’nin narsisizmin bir dışa vurum biçimi olabileceği gibi moral standartlar kırılınca bunların yerini biyolojik değerlerin almasını temsil edebileceği de ileri sürülmüştür.

Bu bozuklukla ilişkili Türkiye’de gerçekleştirilen ilk araştırmada Aşkın, çocukken kafa, burun, kulak gibi organlarla ilgili alaycı yaklaşımlara maruz kalma öyküsünün varlığını bildirmiştir.

En yaygın kişilik özellikleri utangaç, içe dönük ve obsesyonel özelliklerdir.

Daha Fazlasını Oku